Kemik Erimesi Nedir?

tarafından
58

Osteoporoz halk arasında kemik erimesi, daha çok kadınlarda görülen, 50 yaş sonrası ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunudur. İskelet sistemimiz için çok önemli olan kemik yoğunluğumuzdaki azalmaya kemik erimesi denir. Her yıl 20 Ekim tarihi “Dünya Osteoporoz Günü” olarak anılmakta, hastalıkla ve tedavi yollarıyla ilgili yeni gelişme bilgilerini içeren seminerler verilmektedir. Kemik erimesinin belirtileri; sırt ve bel ağrıları, kemik kırılması ve kamburluktur. Kemik erimesi tanısı kemik yoğunluğunu ölçen dansitometri adlı cihaz ile konulur. Kemik erimesi tedavisinde D vitamini, kalsiyum takviyesinin yanı sıra bazı ilaçlardan destek alınmakta olup, fiziksel egzersizlerde önerilmektedir.

Kemik Erimesi Risk Grubuna Kimler Girer?

-Az miktarda kalsiyum alan kişilerde görülme olasılığı daha yüksektir. Özellikle gebelik gibi kalsiyum ihtiyacının arttığı dönemlerde vücuda yeterli miktarda kalsiyum alınması gerekir.

-Egzersiz yapmayan ve hareketsiz hayat sürenlerde daha çok görülür. Fiziksel aktivite kasların kemikler üzerindeki olumlu etkisini arttırır.

-Zayıf kişilerde daha çok görülmektedir. Kilo kişinin kemik sistemini sürekli uyararak canlı tutmaktadır.

-D vitamini eksikliği olan kişilerde kemik erimesi daha fazla görülür. Kemik erimesinin en büyük nedenidir D vitamini eksikliği. Vücuda giren kalsiyum D vitamini sayesinde kullanılır. D vitamini vücudun güneş gören yerlerini güneşlendirerek en iyi şekilde alınır. Ağız yoluyla vitamin takviyesi olarak da verilebilir.

-Sigara kullananlarda kemik erimesi daha fazla görülmektedir.

-Genetik geçmişinde kemik erimesi olan kişiler daha fazla dikkat etmelidirler.

-Çok fazla asitli gıda tüketilmesi kemikteki kalsiyumun emilmesine neden olmaktadır. Gazlı içeceklerde ve hazır gıdalarda çokça bulunan fosforda fazlalığında kemik erimesine neden olur.

-Kortizol hormonu da kemiklere çok fazla zarar vermektedir. Kortizol hormonunun artmasını engellemek için stresten uzak durmaya çalışmalıyız.

Kemik Erimesine Karşı Alabileceğimiz Önlemler Nelerdir?

-Beslenmemize çok dikkat etmeliyiz. İnsülin direncimizi dengede tutabilmek için unlu ve şekerli gıdalardan kaçınmalı, beslenmemize sebze, meyve ve lifli gıdaları eklemeliyiz.

-Menopoz ve sonrası dönemlerde olan kadınların keten tohumu tüketmeleri önerilmektedir.

-Probiyotik açıdan zengin olan kefir, turşu, sirke tüketimine önem vermek gerekir.

-Günlük egzersiz ve yürüyüşlerimizi artırmaya çalışmalıyız.

-D vitamini eksikliğini gidermek için güneş görmeye çalışmalıyız, doktorumuzun önermesi halinde vitamin desteği de alabiliriz.

-Fosfor içeriğinden dolayı süt yerine, yoğurt peynir tüketmeye çalışmalıyız.

-D vitaminin yanı sıra, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, folik asit ve B6, B12, A, C vitaminlerinin yeterince alınması gereklidir.

-Beslenmemizde yağlarında önemi büyüktür. Trans yağ ve omega 6 içeren, margarin, Ayçiçek yağı, mısır ve soya yağları yerine, doğal tereyağı zeytinyağı tüketilmeli, gerektiği durumlarda omega 3 takviyesi alınmalıdır.